
Korumalı: Türk Mutfağı ve Şarap – 4: Anadolu Üzümlerine Yer Var mı?
Burada alıntı yok çünkü bu yazı korumalı.

Burada alıntı yok çünkü bu yazı korumalı.

Burada alıntı yok çünkü bu yazı korumalı.

Burada alıntı yok çünkü bu yazı korumalı.

1990’lı yıllar Türk şarap sektöründe yeni yatırımların, uluslararası çeşitlerin ve yabancı uzmanlığın öne çıktığı önemli bir dönemeçti. Gülor Şarapçılık, bu dönüşümün en erken örneklerinden biri oldu. 1993’te Güler Sabancı ve Orhan Türker’in girişimiyle başlayan Gülor’un hikâyesine, yerel üzümlere uzanan yolculuğuna ve Türk şarapçılığındaki yerine bakıyoruz.

Tarım mı ekmeği ve fermente içecekleri yarattı, yoksa insan önce sevdiği yiyecek ve içecekleri keşfedip sonra hammaddelerini güvence altına almaya mı çalıştı? Shubayqa 1’den Körtik Tepe ve Göbeklitepe’ye uzanan arkeolojik bulgular, beslenmenin yemeğe dönüşmesiyle tarımın başlangıcı arasındaki ilişkiye yeniden bakmamızı gerektiriyor.

Şarap eşleşmesinde tabağın adını bir kenara bırakıp kadehe dönüyoruz. Ağzımızdaki lokmanın yağ, asidite, tuz, baharat ve umami katmanları şaraptan ne bekler? Şarabın araç kutusunu açıyor; asidite, tanen, alkol ve gövdenin mantıdan pastırmaya Türk mutfağının kompozit lokmalarıyla nasıl buluştuğunu inceliyoruz.

Doğada hazır bulunan besin ile insan aklıyla tasarlanan yemek arasındaki çizgi nerede başlar? Gesher Benot Ya‘aqov’daki ilk ateş izlerinden Şanidar Mağarası’ndaki Neandertal tariflerine; beslenmenin kültürel bir kimliğe, yani yemeğe dönüşme serüveninin ilk adımları.

Portakal suyu metaforu: 8 Ağustos Cumartesi günü Instagram hesabımızda portakal suyu odaklı basit bir analoji paylaştık: “Düşünün: Portakal suyu satıyorsunuz.

Bir önceki yazımızda Türk Mutfağı ve Şarap: Bir Gıda Öğesinden İçkiye Dönüşüm‘de Türk sofralarında şarabın eksikliğinden bahsetmiş ve Türk mutfağıyla

Bergama’nın alüvyonlu Bakırçay Vadisi’nden Akropol’ün dik yamaçlarına ve Asklepion’un şifa tünellerine uzanan binlerce yıllık şarap ve bağcılık mirasının izini sürüyoruz.